Yeni Dizi: Designated Survivor

Yeni Dizi: Designated Survivor

ABC‘nin yeni dizisi Designated Survivor sezona çok hızlı bir giriş yaptı; yine aynı kanalın bir başka dizisi olan How To Get Away With Murder‘ın 2014’te tazelediği “izlenme rekorunu” egale ederek birinciliğe yerleşti. Tabii bu başarıda 24‘ün yıldızı Kiefer Sutherland‘in ve “Nikita” ile kendine has bir hayran kitlesi yaratan Maggie Q‘nun çok büyük etkisi var. Yani kim Jack Bauer‘ı Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, Nikita‘yı ise bir FBI ajanı olarak görmek istemezdi ki? (Maggie Q Stalker ile de bu konuda harikalar yaratıyordu fakat ne yazık ki dizinin bahtı bedbaht oldu.)

Özellikle ilk üç bölüm için oldukça iyi vakit geçirdiğimi söylesem de Designated Survivor‘ın geleceği, izlenme oranları açısından pek parlak görünmüyor.

Eğer ABC‘nin 2016-17 Rating’leri tablosuna bakarsanız, her bölümde ciddi bir izleyici kaybı olduğunu görebilirsiniz:

Yayın Tarihi Bölüm 18-49 Demo İzleyiciler İzleyiciler
2
Demo Değişim (Milyon) Değişim
3
Çarş 09/21/2016 01-01 2.24 10.037
4
Çarş 09/28/2016 01-02 1.79 -20.09% 7.966 -20.63%
5
Çarş 10/05/2016 01-03 1.61 -10.06% 7.053 -11.46%
6
Çarş 10/12/2016 01-04 1.60 -0.62% 6.995 -0.82%
7
Çarş 10/26/2016 * 01-05 1.30 -18.75% 5.983 -14.47%

Pekiyi, iyi dizi ve iyi film açısından “kıtlık” denebilecek bir yoksunluk çektiğimiz 2016’nın bu “uzun süredir beklenen yıldızlı” dizisi, neden bu kadar hızlı kan kaybediyor? Kiefer Sutherland‘ın ekrana dönüşünü, yerel atmosferimizde Şener Şen ya da Şevket Altuğ‘un ekrana dönüşüyle kıyaslayabilirken, dizi için hangi sebeple bu karamsar tablo ortaya çıkıyor? Gelin, iyisiyle kötüsüyle Designated Survivor’ı masaya yatırarak buna gerçekçi bir cevap bulmaya çalışalım.

Designated Survivor Dizi İncelemesi

Seçim Atmosferi, ABD’nin Cumhuriyetçi Seçmen Kitlesini Rahatsız Ediyor

ABD‘deki milyonlarca Cumhuriyetçi seçmen, kendilerine yakın gördükleri başkan adayı Donald Trump‘a ve onun temsil ettiği “yüce değerlere” Hollywood (ve Leftie diye andıkları Demokratları fonladığına inandıkları Mason elitler) tarafından savaş açıldığına inanıyor. Hollywood’un A-List tabir edilen yıldızlarının “Trump karşıtı” söylemleri, ünlülerin sosyal medya hesapları üzerinden yürütülen ve “tarafsız” görünmeye çalışmalarına rağmen, bariz bir şekilde Trump karşıtı olan “Oy Verin” kampanyaları, Madonna gibi sanatçıların Clinton‘a oy verecek kişilere lokum ikram edeceğini söylemesi gibi karışık bir gündem nedeniyle, siyasi açıdan son derece “tahrik edilmiş” bir izleyici kitlesi mevcut. Aslında hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler, müthiş bir kutuplaşma yaratan bu gergin seçim atmosferinden ve siyasi alt-metinlerden cidden bıkmış durumda.

Tüm bunların üzerine, Designated Survivor‘da Kiefer Sutherland tarafından canlandırılan ABD Başkanı Tom Kirkman; neredeyse “Sosyalist” eğilimleri olan, kaba kuvvet yerine diplomasiyi tercih eden, anti-militarist bir Demokrat olarak resmedilmiş. Hatta öyle ki; dizideki sanal kabinede bile, bu özellikleriyle aşırı “Kanadalı” bulunduğu için; kendisini hobileri ile ilgilenebileceği pasif bir göreve sürmek istiyorlar. Bahsettiğim atmosferde, böyle bir karaktere, hem de ABD Başkanı portresinde sempati duyabilecek Cumhuriyetçi bulmak, gerçekten çok zor.

Dahası, bir eyalet valisini ve emrindeki polisleri “Müslümanlara zulmeden, göçmen düşmanı bir pislik” olarak gösterdikleri için ortalama bir Amerikalı’nın sempatisini kazanabilmeleri cidden çok zor. Çünkü en “demokrat” Amerikalı’nın bile konu Müslümanlar’a gelince, demokrasiyi bir kenara koyabildiğini hepimiz biliyoruz. (Bu çok ayrı bir tartışma konusu, ona bu noktada girmek istemiyorum.)

Designated Survivor Dizi İncelemesi

Süper Güçleri Olmayan Bir Başkan Görmek Amerikalıları Mutsuz Ediyor 

Diziden öyle ya da böyle hoşlanan Amerikalıların bile, bu durum yüzünden forumlarda ağladığını görebilirsiniz. “Dünyanın en güçlü adamı”, “Galaksinin en meşru demokratik lideri”, “Gezegenin en muhteşem ulusunun başkomutanı” olarak gördükleri Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nı” böyle “sünepe”, böyle “yumoş” ve böyle “tereddütlü” görmek istemiyorlar. Onlara göre, olağanüstü şartlar sonucunda, kendi iradesi dışında Başkan olmuş biri bile, üzerindeki akıl dışı baskıdan ötürü “Panik Atak” krizi falan geçiremez. Eğer, kusursuz Amerikan Sistemi size başkanlığı “bahşsettiyse”, içinizdeki “süper gücü” keşfedip, kendinizden emin adımlarla tavanda yürümeye başlamanız gerekiyor.

Designated Survivor Dizi İncelemesi

Yaşanan Terör Olayının Boyutu ve ABD Üzerindeki Olası Etkileri Gerçekçi Yansıtılmıyor

Ana hikâye açısından Atanmış Başkan’ın yaşadığı otorite sorunu ve ülkenin cebelleştiği “Şimdi ne olacak?” hissiyatı yeterince vurgulanmış; fakat karakterlerle ilgili ciddi problemler var. Başkan Tom Kirkman ve olayın arkasındaki komployu çözmeye çalışan fakat kendini bir türlü üssüne ispatlayamayan FBI Ajanı Hannah Wells dışında, durumun vahametinin farkında olan biri yok gibi.

Kirkman’ın eşi, First Lady Alex Kirkman (Şu Natascha McElhone‘a da bir türlü ısınamıyorum; o da sanki atanamamış Ebru Cündübeyoğlu gibi) olaya tamamen domestik perspektiften yaklaşıyor. Başkanın çocukları, bir an önce senaryodan silinip gitmelerini istemekle mükellef olacağımız kadar berbat ve klişe. Başkanın ekibi, saldırıdan kurtulan Beyaz Saray çalışanları, “Survivor” delegeler… Kimse, ama kimse ABD’nin tüm senatosunun yok edildiğinin farkında değil. Böyle büyük bir kıyametin henüz dumanı tüterken, sinsi planlarla kişisel ajandalarının ve hayatlarındaki önemsiz, sıkıcı ve vasat detayların peşine düşüyorlar. Bu da dizinin inandırıcılığına zarar veriyor.

Sorular ve Cevaplar

24’ten sonra başka hiçbir dizide oynamak istemediğini bildiğimiz Kiefer Sutherland neden bu dizide oynamayı kabul etti?

Senaryoyu okuduğunda aklının başından gittiğini söyleyen Kiefer Sutherland, neredeyse “para pazarlığı” bile yapmadan ABC ile sözleşme imzalamış.

Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekten “Designated Survivor” müessesesi var mı?

Evet. Hatta kabineden ya da senatonun içinden bile olmak zorunda değil.

Dizinin konusu herhangi bir kitaba ya da başka bir esere dayanıyor mu?

Tom Clancy‘nin Jack Ryan romanları: Debt of Honor ve Executive Orders‘ta dizinin pilot bölümünde özetlenen hikayenin pek çok ana unsuru yer alıyor. Ama benim asıl dikkatimi çeken şey, aynı konunun Battlestar Galactica‘da Mary McDonnell tarafından canlandırılan Laura Roslin karakteri ile işlenmiş olması 🙂

Dizi Amerikan Propagandası içeriyor mu?

Evet.

Oyunculuk, müzikler, sinematografi gibi konular açısından dizinin prodüksiyon değeri nasıl?

Dizinin kendi türündeki prodüksiyon kalitesi ABC‘nin genel hitlerinin (Lost, Agents of S.H.I.E.L.D., Agent Carter vb.) çok az gerisinde; daha çok senaryoya fazlaca önem veren fakat teknik detayları optimum kalitede tutan CBS dizisi gibi. Fakat beklenen rating’leri alırsa, bütçenin ağzını acımadan açarlar.

Oyunculuk açısından Kiefer Sutherland kusursuz. Çocuk ve ergen oyuncuyu, karısını falan beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Suikaste uğrayıp, komple aradan çıksalar fena olmaz. Maggie Q biraz tutuk, ama onu “Nikita” olarak o kadar uzun süre izledim ki belki de başka bir karakteri canlandırabileceğine inanmıyorum. Yan karakterler Aaron Shore, Emily Rhodes, Seth Wright falan gayet tadında.

Fakat bir dizinin kalitesini belirleyen asıl unsur, onun kötü karakteridir. Şimdilik bu konuda en iç açıcı performansı Kimble Hookstraten‘ı canlandıran Virginia Madsen gösterdi.

İlk beş bölümü ele alırsak, dizi hakkındaki öngörün nedir?

“Aile Dizisi” olacak kadar ilgi çekici bir drama yapısı ve duygusal tansiyonu yok; “Politik Dizi” olacak kadar sağlam bir altyapısı yok (çünkü House of Cards bu çıtayı insanoğlunun bir daha erişemeyeceği bir noktaya çıkardı), “Aksiyon Dizisi” olacak kadar hızlı bir temposu (hele ki 24 gibi bir şaheser hâlâ hafızalardayken) yok. Dolayısı ile dizinin elinde olan şey her desteden bir kart. Eğer şansı yaver giderse oyunu kazanabilir; ama kredisini çabuk harcarsa mirası masada bırakır.

Dizinin Twitter Profili | Dizinin Facebook Profili | Dizinin Resmi Sitesi | Dizinin IMDB Profili |