Felsefe: Felsefenin Başlangıç Soruları

Felsefeye nasıl giriş yapılır? Başlığı “Felsefeye Giriş” olan pek çok akademik kitap var, ama ben bundan bahsetmiyorum. Felsefe ile ilgilenen biri “felsefe yapmak” eylemine nasıl başlayabilir?

Felsefenin Başlangıç Sorunları

Felsefenin Yol Haritası

Felsefenin yapısını anlayabilmek için, önce felsefe öncesi düşünüşün genel hatlarını bilmek gerekir. Ardından felsefenin tanımını yapmak -ki bu uğraş felsefenin ana konularından biridir- ve disiplinlerini anlamak gerekir. Daha sonra sıra, felsefenin temel unsurlarından olan bilginin, eleştirinin, sorgulamanın ve metafiziğin, başlangıçtan günümüze kadar gelen yansımalarını ele almaya gelir. Ana unsurlar kavrandıktan ve temel kavramlar yerine yerleştikten sonra, felsefe tarihinin Doğu ve Batı ekseninde gelişimini öğrenmek; sonra da elde edilen tüm “sanılar” ışığında “düşünerek”; bu eylemin sonucunda da bilgiye ulaşmak; “Felsefenin Yol Haritası” olarak çizilebilir.

Felsefe yapmak için ne gerekir?

Felsefe yapmak için gerekli olan iki şey vardır; bilgiyi sevmek ve bilgi edinmeye yol açacak kadar sorgulayıcı bir tavır içinde olmak. Bunun dışındaki tüm gereksinimler, felsefe akımlarını oluşturan kişisel ve kavramsal yönelimlerin özel meselesidir. Bu nedenle Felsefe ile ilgilenen herkese, genel bir kanıya varmadan evvel; tüm düşünürleri, kavramları ve görüşleri sorgulamalarını, tüm bunlarla aralarına tarafsız bir mesafe koymalarını ve vardıkları sonucu “son durak” olarak görmeden önce düşüncelerine zaman tanımalarını öneririm.

Felsefenin sözcük anlamı nedir?

Felsefe sözcüğü, tam olarak “felsefe yapmak” eyleminin doğuşuyla beraber ortaya çıkmış ve bu kavrama özel bir sözcüktür. Felsefe öncesi düşünüş döneminde “bilgiyi arayıp bulmak” kavramını karşılayan şey, bugün “tarih” olarak adlandırdığımız “histori” kelimesidir. O dönemde “araştırmak”, “araştırmak için yola çıkmak” anlamına gelen “histori” kelimesi Herakleitos‘a da yol göstermiştir;

“Bilgeliği seven insanlar, pek çok konuyu araştırmalıdır!”

“Philo” sözcüğü Antik Yunan dilinde “Sevgi”, “Sophos” sözcüğü ise “Bilgelik” anlamına gelir. Ama işin altını kazıdığınızda, bundan çok daha fazlasına işaret eden bir şeyler olduğunu görebiliyorsunuz. O nedenle “Felsefe nedir?” sorusuna herkes için aynı anlamı teşkil edecek bir cevap vermek ve matematiksel kesinlikle cevabı karşılayan bir tanım yapmak çok zordur. Felsefe sözcüğünün etimolojik kökenini araştırırken güncel Türkçedeki “Felsefe” kelimesinin “Filosofos” sesinin bir dönüşümü değil, Arapçadaki “Falsifa” okunuşunun bir yansıması olduğunu düşündüm. Tabii bu bilimsel bir çıkarım değil; bunun için ayrıca araştırma yapmam gerekiyor.

Günümüzde felsefe yapmak mümkün mü?

Zamanın içinden geçerken, hangi disiplinde olursa olsun; yeni bir akım başlatmak, yeni bir kavrama karşılık bulmak ve daha önce yapılmamışı, kendine benzer olanlardan kesin ölçüde ayrılan bir özellikle ortaya koymak imkansızmış gibi gelir. O yüzden “felsefe yapmak” dendiğinde “kimsenin düşünemediklerini düşünmek ve bunu kitlelere ifade ederek yeni bir düşünce akımı başlatmak” olarak algılanıyor. Halbuki bu son derece abartılı bir beklenti… Biz aslında her gün felsefe yapıyoruz.

İster hayatımızın tamamını etkileyecek genel teamüller üzerine olsun, isterse günlük ve pratik bir bilgi; öğrendiğimiz, bildiğimiz, kabul ettiğimiz bir olguyu sorgulamaya tabii tuttuğumuz her an felsefe yaptığımız andır. Gazete okurken, gördüğümüz bir haber nedeniyle görüşlerimizi sorgulamak en yalın haliyle “felsefe yapmak” eylemine bir örnek teşkil eder. Sokrates‘ın “Sorgulanmamış bir hayat yaşanmaya değmez!” sözü günümüzde felsefe yapmanın mümkün olup olmadığına verilecek en güzel yanıttır.

Neyi sorgulayacağım?

Her şeyi. Skeptemoi; yani “soru sorarak öğrenmek” insanoğlunun en temel güdülerinden biridir. Kendini “dogmatik” zanneden insanlar bile belirli konular özelinde “arsız skeptiklerdir.” Artık rutin haline gelmiş en basit insani davranışlardan en karmaşık düşünce deneylerine kadar her şey belli ölçüde sorgulayarak öğrenilir. Felsefe yapmanın salt olarak “öğrenmek” ya da “hafızaya almak” eyleminden en büyük farkı; hâli hazırda öğrenilmiş ve “bilgi” haline dönüşmüş olguları da gözden geçirmektir. “Mutlak doğru” ya da “saf gerçek” olarak kabûl edilen şeyler de sorgulanır, sorgulanmalıdır. Dolayısı ile ünlü Alman filozof Karl Jaspers‘ın da deyimi ile;

Felsefe yalnızca yola çıkmaktır.

İçselleştirdiğimiz bir bilginin neden doğru olduğunu sorgulamak insan ufkunu geliştirir. Nedenleri ortaya çıkardıktan sonra, nasıl olduklarına bir cevap bulmak; “medeniyet” dediğimiz kültürel birikimimizin ilerleyişindeki temel çarktır. Önceki nesillerden aktarılan sanıları, koşulsuz şartsız doğru kabul eden kişiler felsefenin sunacağı “yeni” gerçekten; yani “bilgiden” pay alamaz. Dolayısı ile felsefi akımların genel çatısını oluşturan geleneksel görüşler de sorgulanmaya açıktır. O nedenle “doğru bilgi nedir?” sorgulamasını yapan “Epistemoloji” felsefenin en önemli disiplinlerinden biridir.

Felsefe yapmaktan korkmayın. Türkiye, felsefenin doğduğu topraklara ev sahipliği yapan; bu evrensel mirası kalbinde taşıyan bir ülke… Felsefenin, doğduğu topraklarda can çekişir hâle gelmesi bizim suçumuz. Sonucunda “bilgi” üretilen sorular sormayı, “bildiğimizi sandığımız” şeyleri sorgulamayı reddediyoruz. Eskiden “her işte bir bit yeniği arayan” bir toplumduk; artık başkasından duyduklarımıza koşulsuz şartsız inanıyoruz.

Şu an, şimdi; bu cümle henüz bitmeden “sorgulamaya başlayarak” bu gidişata bir son verin.

Yaşam süreniz dolduktan binlerce yıl sonra bile, cevap bulmuş olmanın değer ifade edeceği soruların ardını merak edin. Yeryüzündeki kısıtlı vaktinizi önemsiz sanrılarla ziyan etmeyin.

Felsefe yapın.